Skip to content Skip to footer

Aşk nedir?

Beyindeki monoamin, dopamin, neurophineprin ve serotonin hormonlarının yükselmesine bağlı nörolojik durumu insanlar  ‘AŞK’ olarak tanımlamaktadırlar. Bu hormonları pheniramine dediğimiz kimyasal kontrol eder.
Erkek ve kadın yeni tanıştığı zaman, bir birlerinden hoşlanırlarsa, beyinde monomin, depomin, nerophineprine, serotonin hormonları fazla salgılanmaya başlayacaktır. Sevdiğinizin kişinin ellerinden ilk defa tuttuğunuz zaman vücudunuz ve kalbiniz kelebek gibi titremesi bunun en sade örneğidir.
Kişi aşık olduğu zaman hayatında bazı şeyler kısa süreliğine değişir, örneğin: yeme ihtiyacı azalır, hayal dünyası genişler, derslerinde, işlerinde başarısız olma eğilimi artar, mantıksız düşünme ve yanlış kararlar verme potansiyeli yükselir. Bu gibi değişimlerin uzun vadede olumsuz sonuçlarını öngören beynimiz bizi korumak adına sevdiğimiz insana alışmamızı sağlar ve hormonlarımızı normal düzeye getirir. İnsanlar bu durumu aşkın bitmesi olarak algılar, üzülür, saplantıya çevirir, kıskançlık geliştirebilir, ayrılır ve yeni ilişkiler peşinden gider, her yeni ilişkisinde ilk yaşadığı hissi yaşamak ister ve s. Ama ilk defa yaşadıkları bu hissi hiç bir zaman ilk yaşadıkları kadar heyacanlı, coşkulu yaşayamazlar.
Özetle kısa dönem süren yoğun duyguların ardından çiftler olgunlaşma dönemine girer. Daha mantıklı kararlar vermeğe, bir-birlerine karşı en doğma, en yakın insan olmağa başlarlar. Bana göre aşkın en önemli ve olgun evresi kişilerin beyin kimyasallarının normalleştiği dönemdir. Bu dönemde, “O” sizin için tamamen farklı bir anlam taşımağa başlayacaktır. Bu evrenin en önemli özelliklerinden bazıları de saygı, hoşgörü ve empati hissidir. Kişiler beraber zaman geçirmekten mutlu hissediyorlarsa, stresli ve yoğun iş gününden sonra bir-birlerini gördükleri zaman günün stresini unutuyorlarsa, bu aşkın en olgun evresine en sade örnek olabilir.

Uzman Klinik Psikolog: Kumru Şerifova