Skip to content Skip to footer

Mutluluğun Formülü

MUTLULUK

Beyninizden olumsuz düşünceleri atmak ve rahatlamak için vazgeçilmez ‘MUTLULUK’ formülümü sizin için derledim.

Derin nefes alarak gözlerinizi kapatın ve nefes alıp vermeye 1-2 dakika devam edin. Bunun için sessiz bir oda tercih edebilirsiniz, meditasyon melodisi vazgeçilmezlerim arasındadır. Burada dikkatinizi dağıtacak her şeyden uzak olmanız önemlidir. Kağıt kalem alıp yazabilir, ya da sesli düşünebilirsiniz. Bunları yapabildikten sonra kendinizle samimi olmanız ve aşağıda yazdıklarımı sırasıyla yapmanız gerekir:

Kabullenme – düşünmenizi gerektiren sorun ne ise zor olsa da onu kabul etmeniz ve ne yapacagınıza karar vermeniz gerekiyor. Sorununuzu,hisslerinizi, sizi üzen şeyleri yazın, kendinize anlatın. Sorunu kabullenmenizi engelleyen durumları da, durumun sizi nasıl üzdüğünü de not edin. (Sorunu kabul etmek işin en zor yanı oluyor genelde)
Affetmek – kırdığınız ve kırıldığınız şeyleri kabullendikten sonra affetmek de kolayolabiliyor. Sırasıyla kırdığınız ve kırıldığınız kişileri not edin. Kendinize anlatın neler olduğunu.
Şükür etmek – çok önemli bir kavramdır. Sonra sizin için değerli olan herkes için, herşey için şükredin. Sahip olduklarınızın farkına varın!
Alçakgönüllü olun – kimseden daha üstün ve kimseden daha aşağıda olmadığınızı kabullenin. Bunu kabullendiğinizi kendinize ispat edin.
Sabretmek – Bugune odaklanmalı, dünümüze takıntılı olmamalıyız, yarınımız için acele etmemeliyiz. Genelde yarınımız hakkında dün yaşadığımız sorunları unutmak için sabırsız bir şekilde öne koşmayı severiz. Bu da bugünümüzü kaliteli yaşamağımıza müsade etmez. Önemli olan dün ve yarın olmamalı. Bugünümüzü kaliteli yaşamayı denemeliyiz. Bunu kendi hayatınızdan örneğini not almanızı ve çalışmanızı da öneririm.

Yukarıda anlattığım 5 adımı denerseniz kendi içinizdeki çatışmalarınızın bir çoğunu çözeceğinize eminim. Ve çözülmüş çatışmalar sizi daha huzurlu edecektir.

Dahası da var…
Sporu hayatımızın bir parçası yapmaya ne dersiniz? Düşünmesi dahi zor geliyorsa korkmayın, çünkü size ağır ve saatlerle uğraşacağınız spor tavsiye etmiyorum, zira profesyonel sporcu değilseniz, ağır spor yapmak vücudunuzu yorar ve sizi strese sokar, oysa mutlu olmanız için uğraşıyoruz değil mi? Her gün yarım saat yürüyüş yapmak, dans etmek, başlangıç seviye yoga ve ya pilates yapmak gibi çok ağır olmayan ve vücudunuzu zorlamayacak haraketler öneriyorum. Ayrıca 30 dakika spor yapmanın beynimiz üzerinde olumlu sonuçları vardır:
Günde en az 30 dakika egzersiz yaparak beyninizin elastikliğini artırabilirsiniz. Bu beyin hasarlarının iyileşmesinde rol oynar. Ayrıca egzersiz beynimizin ‘white matter’ (nöronlar arası köprü rolunu oynayan kısım) bölgesini pozitif anlamda etkiler ki spor diğer nöronların birbiri ile ilişkisini daha da kolaylaştırır ve sonuç olarak hafızamız daha yüksek kapasite kazanır, dikkat süresi ve bilişsel verim yükselir.
Not: Eger profesyonel sporcuysanız ve ya uzun süre spor yapmak istiyorsanız 30 dakika egzersiz yapmak zorunda değilsiniz. Uzun süre spor yapmak isteyen ama yeni başlayan kişilerin vücutlarını yavaş yavaş alıştırmalarını öneririm.

Zararlı yeme alışkanlıklarından uzaklaşmalı ve naturel beslenmelisiniz. Bunun için yemeniz ve içmeniz gereken ve gerekmeyen gıda ve içecekleri ayrı ayrı anlatıyorum:

1. Su içmek
Sağlığımız için su içmenin ne kadar faydalı olduğunu herkes biliyordur. Ama burada dikkat etmemiz gereken önemli bir husus vardır: içtiğimiz su alkalik mi, yoksa asidik mi?
Sağlığımız için önerilen su alkalik sudur. Alkalik su vücudumuza 41 defa fazladan oksijen taşır ve vücudumuzu nemlendirir. Nemli ortamda enfeksiyonlar, zararlı bakteriler yaşayamazlar. Ayrıca alkalik su vücudu antioksidan özelliği olduğu için daha enerjik yapacaktır.
Asidik su ise sanılanın aksine vücudumuza yarardan fazla zarar verir (hatta son araştırmalar kanser hücrelerini beslediğini ortaya koymuştur).
İçtiğimiz suyun alkalik mi, yoksa asidik mi olduğunu nasıl anlarız?
Bunun için su şişelerinin üstünde yazan Ph seviyesine bakmalısınız. Ph seviyesi 0-6.9 arasındaysa asidik sudur ve içilmesini kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Ph seviyesi 7-14 olan sular ise alkalik sulardır.

2. Kaju Fıstığı
2 avuç kaju fıstığı = antidepresan
Eğer sizde kendinizi mutsuz, depresif hissediyorsanız günlük menünüze 2 avuç kaju fıstığı ilave edin. (Tuzlu olmamasına, doğal olmasına özen gösterin). Kalorisi yüksek olduğu için diyetinizde bazı gıdaları kısıtlamanızı öneririm, örneğin pasta yerine kaju fıstığı kullanabilirsiniz.

3. Sirke

Günümüzde marketlerde sirke diye aldığımız mamül 24 saatte asetik asit ve koruyucu kimyasal katkılarla fermantasyon yapılıp satılıyor. Çok saf görüntüsü vardır ve çok sağlıklı bir şey gibi tüketiliyor. Diyet listelerinden temizleme özelliğine kadar bir çok durum için tavsiye ediliyor. Peki tavsiye edilen sirke marketlerde satılan sirke mi?! Asla!!! Faydasını göremeyeceğiniz gibi, uzun kullandığınız zaman zararlarını da görmeye başlarsınız.
Doğal fermantasyon yöntemi ile yapılmış sirkenin yapılması en az 40 gün zaman alır, rengi bulanık, tortulu olur, içerisinde tabaka halinde mantar küfü oluşur. Doğal sirke budur.
Faydaları nelerdir?! (Yemeklerde tercih edilen dozaj günde 1-2 yemek kaşığıdır- ortalama 8 gram)
-Insülin direncini kırma özelliği vardır
-Kan şekeri seviyesini düzenler
-Sedef hastalığına iyi gelir
-Kilo kontrolü için önerilir
-Sindirim sistemine faydalıdır
-Vücudun direncini artırır
-Soğuk algınlığına iyi gelir
-Diş iltihabını iyileştirir, kötü ağız kokusunu giderir
-Zararlı bakterileri öldürür
-Kolestrol seviyesini dengeler
-Kanser hücreleriyle savaşma özelliği olduğu gösterilir
-Cilt lekelerine karşı etkilidir
-Saç bakımında kullanılıyor vs.
Doğal fermantasyonlu sirke nasıl yapılır?
Ben elma sirkesi tercih ettim;
3 küçük elma aldım (bu arada doğal, ilaçsız, parafin içermeyen Bartın’daki arkadaşımın bahçesinden tercih ettim) kabuklarıyla beraber saplarından ve çekirdeklerinden ayırarak doğradım. Üzerine 1 tatlı kaşığı doğal bal (%100 doğalını bulmak kendiniz arıcı değilseniz imkansıza yakın bir şey), yarım çay kaşığı kaya tuzu (yoksa normal iyotlu olan sofra tuzu tercih edebilirsiniz), 1 litrelik kavanoz ve klorsuz su.
Karıştırıp karanlık ortamda en az 40 gün saklamamız gerekiyor. Ilk hafta her gün, ilerleyen zamanda haftada bir karıştırmalıyız. Üzerinde mantar küfü oluşur, mantar küfünü atmamalı ve maya olarak bal kullanmadan diğer elma sirkeleri için kullanabiliriz.

4. Nutella
Bir çoğumuzun sevdiği, sabah kahvaltılarında vazgeçemediğimiz, reklamlarda sağlıklı sabah kahvaltısı niyetine gösterilen ve annelerimizin de çocuklarına rahatlıkla yemesine müsade ettikleri “Nutella” hakında konuşacağım bugün.
Önceki yazılarımda şekerin en tatlı uyuşturucu madde olduğunu, sağlığımız için ne kadar zararlı olduğunu anlatmıştım.
2 çay kaşığı NUTELLA 21 gram şeker içeriyor. Ve dahası şeker diye genetiği değiştilmiş şeker tadında gıda ilave ediliyor tarifine. Vücut GDO şekerini şeker olarak algılayamıyor ve neurotoxin( yani zehirli maddeyi) kan ile beyine taşıyor. Bu da beyin hücrelerimizin ölmesi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dikkat eksikliği, otizm, asperger sendromu, depresyon, anksiyete, migren atakları vs. gibi ruh sağlığı sorunlarına sebep oluyor.

5. Cips, Kola
Çocuklarını cipslerle, pastalarla, kolalarla ödüllendiren, evden eksik etmeyen anne ve babalar…
Cipsler, pastalar, margarinle hazırlanmış yemekler hidrojene edilmiş ve trans yağlar içeriyorlar. Vücudumuzun sağlıklı yağlara ihtiyacı var, zeytin yağı, gerçek ve katkısız hayvan yağları gibi. Yüksek früktozlu mısır şurubu içeren, şekerle yüklenmiş gazlı içecekleri çocuklarına içiren anne ve babaları hiç anlayamıyorum. Diğer yandan işlenmiş gıdalar (hazır çorbalar, reçeller, meyve suları, boyalı meyveli yoğurtlar, ketçap, mayonez, salam, sucuk, dondurulmuş pişirmeye hazır gıdalar ve bu listeyi sonsuza kadar uzatabilirim). Bu zararlı maddeler beyin sağlığına zararlı olduğu gibi, tüm vücut için de zararlıdır.

6. Alkol
Aşırı ve uzun süre alkol tüketen kişilerde doğru beslenmeme, alkol tüketiminden sonra kusma yeteri kadar vitamin alamama sonucu ortaya çıkan sendroma karsakov sendromu deniliyor. Tiamin (vitamin B1) eksikliği ile ilişkili olan durum kısa süreli bellek sorunu ile ilişkilidir:
1. Yeni bir şey öğrenememek ve akılda tutamamak.
2. Kişilik değişimi (fazla konuşma, tekrarlayan hareketler etmek, apati- duygusal reaksiyon verememe)
3. Konfabülasyon- bilinçdışı masallama eğilimi, gerçek ile bilinçaltında olan durumu ayırt edememek.
Tedavisi alkolü bırakıp, doğru gıdalanma programıyla devam edip vitamin takviyesi almalarıyla mümkün oluyor.

7. Vitamin Takviyesi
Maalesef eskilerde anne-baba, dede-ninelerimizin anlattıkları güzelim nimetler şu an genetiği değiştirilmiş, hormonlar, ilaçlar, kimyasallarla yüklenmiş gıdalarla yer değişti. Neticede başta obezite, tiroid ve hormonal bozukluklar olmakla birçok sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. 6 öğün, sağlıklı gıdalandığını düşünen kişiler dahi bozulmuş gıdalardan yeteri kadar vitamin, mineral alamıyorlar, tam tersine gıdalandıkça zehirleniyoruz belki de. Neticede vücut zayıf düşer ve hastalıklara ve sağlık sorunlarına açık olur. Eksik vitaminlerinizi basit kan testiyle tespit etmeniz mümkün. Takviye almanızı kesinlikle öneriyorum.

8. Çikolata
Fazla çikolata tüketenlerin dikkatine:
Magnezyum eksikliği anksiyete, gerginlik, sinirlilik, ve uyku bozukluğu ile yakından alakalıdır. Çikolata az miktarda magnezyum içerdiği için çikolata yemesem sinirli oluyorum dedirtiyor, yedikten sonra ise bizi rahatlatlattığını düşünüyoruz. Oysa çikolata magnezyum dengemizi bozan başlıca sebeptir. Çikolatanın yerine magnezyum eksikliğinizi ceviz, fındık, yeşillikler, balık ve benzeri ürünler tüketerek dengeleyebilirsiniz.

9. Şeker

Epilepsi, migren, anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, otizm, fobi(ler), uyku bozukluğu, PKO dahil hemen hemen tüm rahatsızlıkların başında veya tetiklenmesinde şeker vardır!

Ayrıca şekerin kokainden 8 defa çok bağımlılık yaptığını biliyor muydunuz?
Şekerin bağımlılık yaptığı doğrudur. Nasıl eroine insan vücudu bağımlılık geliştiriyorsa şekere de aynı şekilde bağımlılık geliştiriyoruz. En sağlıklı insanın da zamanla şeker tükettikçe daha çok tatlı tüketme isteği uyanıyor, yemeyince canı çekiyor, hatta ellerde titreme oluşuyor, sinirlilik yükseliyor (İnsulin direnci).  Harward Üniversitesi bilim adamlarının bir araştırmasında şeker yüklü milkshake çocukların insülin direncine, kan şekerine etki etmekle kalmamış, hatta beyinde de olumsuz değişikliklere yol açmasını ortaya koymuş. Şu anda şeker üzerine yaptığım araştırmam ve şekerden arınma yollarını aramaktayım.  Şimdi kısaca şekerin sebep olduğu hastalıkların bazılarıyla sizi yakından tanıştırmak isterim…
– Kalp hastalıkları
– kanser
– Bunama (Dementia)
– Tip 2 diyabet
– Depresyon
– Cilt problemleri – akne, sivilce
– Kısırlık
– İktidarsızlık
– Tiroid bozuklukları
– Hormonel bozukluklar
– Kontrolsuz kilo alımı – obezite

10. Tavuk
Tavuk olarak marketlerde satılan piliçler sağlığımıza zararlıdır. Zarar deyip geçmeyin, çünkü kanser başta olmakla bir çok rahatsızlıkları uyaracak kadar sağlığımız için tehlikelidir. Yumurtadan çıktığı günden itibaren antibiyotiklenen, çeşitli hormonal ilaçlarla yüklenen, hareketsiz kalarak kilo alması ve kemiksizleşmesi sağlanan anormal gıdaları eve sokmanız sağlığınız için çok tehlikelidir.
Doğru beslenip, haraket ederseniz ve beyninizdeki sizi yoran fikirlerden yukarıda not ettiğim metodlarla kurtulmağı denerseniz mutlu olmak yolunda ilk adımı atmış olursunuz.