Skip to content Skip to footer

Yetişkin DEHB Tedavi Programı

DEHB ve DEB Tedavi Programı

DEHB ve DEB arasında fark nedir?

DEHB tıbbi, psikiyatrik ve nörobiolojik bir tanıdır ve tembellik veya zeka geriliğiyle alakalı değildir. DEHB çocukluk çağında başlar ve genellikle erişkinlik döneminde de davam eder. DEHB en yaygın 3 belirtisi var:
1. Dikkat eksikliği – kişilerin dikkati kolayca dağılır, düzenli olmakta zorlanırlar, yaptıkları her şeyden çabuk sıkılırlar, bir görevden diğerine geçerken zor anlar yaşarlar, ve genelde işi bitirmeden yarıda bırakırlar, plan yapmakta, odaklanmakta, sıkıcı gelen ve çekici olmayan işleri yapmakta güçlük çekerler
2. Dürtüsellik (dizinhibisyon-duramama) – sıklıkla başkalarının sözünü kesme, soru bitmeden cevap verme, uygunsuz yorumlarda bulunma, düşünmeden hareket etmek, daha sonra utanacağı şeyler yapmak, sırasını bekleyememe
3. Hiperaktivite (artmış etkinlik) – bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranma, huzursuzluk, yerinde duramama, her zaman hareket halinde olma, oturamama.

DEB – Dikkat eksikliği bozukluğu – eğer kişide Hiperaktivite yoksa DEB teşhisini kullanıyoruz.
DEHB veya DEB düşünüldüğü gibi zeka geriliği veya tembellik değildir.

DEHB için tanı Ölçütleri – DSM-V1
• Dikkat eksikliği
• Hiperaktivite
• Her ikisi birden
Bu teşhislerin konulabilmesi için:
Arada bir görülen bulgu yeterli değil.
DEHB teşhisi konulabilmesi için birkaç ortamda kendini gösteren çok az sayıda bulgu yerine, birçok ortamda kendini gösteren birçok bulguya ihtiyaç var. Yani “kitap okurken ve ders anlatılırken odaklanamıyorum,” demek DEHB teşhisi için yeterli değil. “Odaklanma” sorunu ile birlikte diğer DEHB bulgularından en az beşi ile ilgili sıkıntıları birçok ortamda yaşamalısınız.
Ama daha az bulgu yeterli!
Araştırmalar, yaşın büyümesiyle birlikte bulguların azaldığını gösteriyor. Aslında belki de DEHB’liler bu bulgularla yaşamayı öğreniyorlar. DSM1 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da fazlası, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekiyor.
Peki nedir bu bulgular?

DSM 5’te “kendini gösterme şekline” göre bulgular şöyle özetleniyor:

Dikkat eksikliği
• Detaylara dikkat etmez, sürekli hata yapar,
• Dikkatini korumada sıkıntı yaşar,
• Dinlemez görünür,
• Verilen komutları izlemede güçlük çeker,
• Organizasyon sorunu yaşar,
• Yoğun düşünme gerektiren işlerden kaçınır ya da bu işleri yapmaktan hoşlanmaz,
• Eşyalarını kaybeder,
• Dikkati kolayca dağılır,
• Günlük işlerini unutur.

Hiparaktif-dürtüsel
• Durduğu yerde duramaz; elleri, ayakları kıpır kıpırdır,
• Uzun süre oturmada sıkıntı yaşar,
• Çocukken koşar ya da tırmanır, yetişkinken yerinde duramaz,
• Sessizce bir şeyle meşgul olmada sıkıntı yaşar,
• Motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketlidir
• Çok konuşur,
• Karşıdaki kişi sorusunu bitirmeden cevabı yapıştırır,
• Bekleme gerektiren ya da sırayla yapılan işlerde sıkıntı yaşar,
• Başkalarının sözünü keser
1DSM, yani İngilizce adıyla Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Türkçe adıyla Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı, Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013

Normal işlev bozukluğundan nasıl ayırt edilir?

Zaman-zaman bir çoğumuz bu semptomları yaşaya biliyoruz. Burada önemli olan semptomların yol açtığı işlevsellik kaybı iki veya daha fazla alanda gözlemlenmesi (örneğin ev ve üniversite) ve aynı zamanda sosyal, akademik veya mesleki işlevsellikte klinik olarak belirgin bozulma olmasıdır. Bu durum kişinin hayat kalitesini – özel hayatını, iş, okul, ve s. etkilemesi, ve işlevsellik kaybının başka bir durum ile değil de DEHB ile daha iyi açıklanabiliyor olması gerekir.

Davranış ve Bilişsel Değişkenler DEHBi Nasıl Tetikler?

Olumsuz düşüncelerimizin ve inançlarımızın davranışlarımız üzerinde olumsuz etkisi vardır. Örneğin güç gelen bir durum karşısında kişi ‘bunu yapmayacağım’, ‘bunu daha sonra yaparım’, ‘bunu yapmak istemiyorum’ ve s. düşünür. Bu düşünceler kişinin yapması gereken zorunlulukları yapmasından alı koyar, kişi düzenli davranamaz ve sürekli zevk almadığı işlerden kaçınmak zorunda kalır. Her ne kadar DEHB biyolojik bir rahatsızlık olsa da, bilişsel ve davranışsal yaklaşımla kişinin davranışlarında belirli düzeyde değişiklikler oluşturula bileceğine inanıyoruz.

İlaçlar DEHB’i Tedavi eder mi?

DEHB Tedavisinde ilaç öncelikli olarak önerilir. Bu ilaç grupları uyarıcılar, trisiklik antidepresanlar, mono amin oksidaz inhibitörleri (antidepresan) ve Atipik antidepresanlardır. İlaç tedavisi genelde %50 veya daha az oranda iyileşme sağlar (Safren, Perlman, Sprich, & Otto, 2011). İlaç tedavisinin yanında başlatılan psikoterapi olumlu sonuç alma şansını biraz daha artırıyor ve böylelikle dikkat sorunları, yüksek etkinlik, ve dürtüsellik azaltılıyor. Ayrıca ilaçlar kişiye baş etme için gereken beceri ve stratejileri kazandırmaz.

Terapi programı hakkında Bilgilendirme

Amerika’da Harvard Üniversitesi Tıp fakültesi ve Massachusetts genel hastanesi tarafından geliştirilmiş bir program kapsamında tedavi uyguluyoruz. Tedavi DEHB olan erişkinlerin yaşantılarına ve erişkin DEHB tedavisi hakkında yayınlanmış tedavilere (Barkley, 1998; Hallowell, 1995; Mayes, 1998; McDermott, 2000, Nadeau, 1995) göre geliştirilmiştir. Bu tedavi ilaç tedavisi alan hastalar üzerinde denendiği için, ilaçsız tedavide ne kadar etkili olacağı ispatlanmamıştır. İlaç tedavisi altında olan hastalar üzerinde araştırma sonucu belli olmuştur ki, DEHB olan hastaların en çok yakındıkları sorunlar bunlardır:
1. organizasyon ve planlama
2. dikkat dağınıklığı
3. ilişkili anksiyete
4. depresyon
5. kaytarma
6. kaçınma
7. öfke yönetimi
8. engellenmeye tahammülsüzlük
9. iletişimle ilgili sorunlar
Tedavi Programı bu yakınmaları minimuma indirmeyi hedefliyor!

Tedavi programı başarılı olmuş mudur?

Safren ve arkadaşlarının araştırmalarına göre tedavi programı başarılı olmuştur. Randomize yürütülen araştırmada, tedavi alan ve kontrol grubunda olan kişiler (sadece ilaç tedavisi alan hastalar) arasında kıyaslandığı zaman, BDT+İlaç tedavisi alan kişilerde kontrol grupla kıyaslandığında belirgin iyileşme gözlenmiştir. Sonuç olarak programı tamamlayan kişilerde %50 oranında değişiklik sağlandığı halde, diğer grupta kayda değer bir değişiklik olmamıştır.

Programın İçeriği

Haftalık görüşmeler şeklinde planlanan bir program olup, düzenli görüşme ve ev ödevleri içermektedir. Bu program diğer geleneksel psikoterapi yöntemlerinden farklıdır, aslında bir kurs gibi düşünülebilir. Her seansın bir gündemi vardır ve her seans ev ödevleriyle sonlanır. Uygulamalar terapinin en önemli parçası olup seanslar bittiğinde de uygulama yapılmasının devam ettirilmesi gerektirir. Daha kolay bir tedavi şekli maalesef daha geliştirilmedi. Çünkü egzersiz ve uygulamamalar yapılmazsa alışkanlık haline gelmez ve alışkanlık haline gelmezse de terapiler bittikten sonra unutulur ve hiç bir fayda sağlamamış olur. Başlangıçta yeni bir deneyim olduğu için danışanlara ilginç gelen terapiler bir zaman sonra kişini sıka bileceğinden terapini yarıda bırakmak eğilimi güçlü olabiliyor. İyileşme sağlansa dahil beceriler alışkanlık haline gelene kadar terapi süreci devam etmesi gerekir ki rahatsızlık yeniden nüks etmesin.
P.S. – Bırakma arzusuna boyun eğmemekte tedavinin bir parçasıdır.
Çünkü hastalar genelde sık-sık doktor ve terapist değişirler. Burada unutulmaması gereken şey ise, bu davranışın tüm çalışma ve tedavilerin sil baştan sıfırlanması demek oluyor. Bu programın en zor kısmı tedavini yarıda bırakmamak için vereceğiniz mücadele olacaktır, çünkü program iyileşmeler ve kötüleşmeler içerir. Bazen kötüleşme yaşayacağınızda bu kesinlikle bırakma zamanı değildir, bu kötüleşmeye yol açan şeylerden öğrenme ve gelecekte bunlarla nasıl baş edeceğinizi bulma zamanıdır. Tam tersi durumlarla da karşılaşa biliyoruz, örneğin iyileşme sağlandığında baş etme becerilerini uygulamak için gerekli motivasyonlarının azaldığını gözlemleriz